Trump'tan Tayvan'a bağımsızlık uyarısı

ABD Başkanı Donald Trump (solda), 15 Mayıs 2026’da Pekin’deki Zhongnanhai Bahçesi’ni ziyareti sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile

Kaynak, Evan Vucci / AFP / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, 15 Mayıs 2026: İki lider Pekin'deki Zhongnanhai Bahçesi'nde görüştü
    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 5 dk

Donald Trump, Tayvan'ın Çin'den resmen bağımsızlığını ilan etmesine karşı uyarıda bulundu.

ABD Başkanı, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Pekin'de gerçekleştirdiği iki günlük zirvenin ardından Cuma günü Fox News'e verdiği röportajda, "Birilerinin bağımsızlığını ilan etmesini istemiyorum" dedi.

Trump daha önce de Çin'in kendi toprağı olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak kontrol altına alabileceğini söylediği Tayvan konusunda "iki taraftan birine yönelik herhangi bir taahhütte bulunmadığını" ifade etmişti.

ABD uzun süredir Tayvan'ı destekliyor ve yasalar gereği adanın kendisini savunabilmesi için gerekli imkânları sağlamayı taahhüt ediyor. Ancak Washington, bu desteği Pekin'le diplomatik ilişkilerini sürdürme çabasıyla dengelemeye çalışıyor.

ABD'nin yerleşik politikası, Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediği yönünde. Washington'ın Pekin'le ilişkilerini sürdürebilmesinin koşullarından biri de "tek Çin hükümeti" ilkesini kabul etmesi.

Tayvan halkının önemli bir bölümü kendilerini ayrı bir ulusun parçası olarak görüyor. Ancak çoğunluk, Tayvan'ın ne resmen bağımsızlığını ilan ettiği ne de Çin'le birleştiği mevcut statükonun korunmasından yana.

Trump, Fox News röportajında ABD politikasının değişmediğini yineledi.

"Biliyorsunuz, bir savaş için 9 bin 500 mil uzağa gitmemiz bekleniyor. Ben bunu istemiyorum. Ortalığın sakinleşmesini istiyorum. Çin'in sakinleşmesini istiyorum" dedi.

Washington'a dönüş uçağında gazetecilere konuşan Trump, Şi ile Tayvan konusunu "çok kapsamlı" şekilde ele aldıklarını ancak ABD'nin Tayvan'ı savunup savunmayacağı konusunu tartışmayı reddettiğini söyledi.

Trump, Şi'nin Tayvan konusunda "çok güçlü hislere sahip olduğunu" ve "bağımsızlık yönünde bir hareket görmek istemediğini" belirtti.

Çin devlet medyasına göre Şi Cinping görüşmeler sırasında, "Tayvan meselesi Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konudur" dedi ve "Yanlış yönetilirse iki ülke çarpışabilir hatta çatışmaya girebilir" uyarısında bulundu.

Trump ise Çin'le Tayvan nedeniyle bir çatışma öngörüp öngörmediği sorusuna, "Hayır, sanmıyorum. Bence her şey yolunda olacak. [Şi] savaş görmek istemiyor" yanıtını verdi.

Çin son yıllarda Tayvan çevresindeki askeri tatbikatlarını artırdı. Bu durum bölgede tansiyonu yükseltirken Washington'un kurmaya çalıştığı hassas dengeyi de test ediyor.

Trump yönetimi geçen yıl Tayvan'a gelişmiş roketatar sistemleri ve çeşitli füzeleri içeren 11 milyar dolarlık silah satış paketini açıklamıştı. Pekin bu kararı kınamıştı.

Trump, bu satışın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine yakında karar vereceğini söyledi. Konuyu Şi ile "çok ayrıntılı" şekilde görüştüğünü belirten Trump, önce Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te ile konuşacağını ifade etti.

"Yapabilirim de yapmayabilirim de" diyen Trump, şöyle devam etti:

"Savaş istemiyoruz ve mevcut durum korunursa Çin'in bundan memnun kalacağını düşünüyorum. Ama birilerinin çıkıp 'ABD bizi destekliyor, hadi bağımsızlığımızı ilan edelim' demesini istemiyoruz."

ABD daha önce de Tayvan'ın bağımsızlığı konusundaki tutumunu yumuşatıyor gibi görünen adımları nedeniyle Çin'in tepkisini çekmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Şubat 2025'te internet sitesinden Washington'un Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu vurgulayan ifadeyi kaldırmıştı. Pekin bunun "ayrılıkçı güçlere yanlış bir mesaj verdiğini" söylemişti.

ABD'li yetkililer ise o dönemde Tayvan'da yaptıkları açıklamada, "Uzun süredir her iki taraftan da statükoyu tek taraflı değiştirmeye yönelik girişimlere karşı olduğumuzu söylüyoruz" demişti.

Trump'ın 'unutulmaz' Çin ziyaretinde neler konuşuldu?

ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin ziyareti sona erdi. Her iki ülkenin lideri de ziyaretin çok iyi geçtiğine dair açıklamalar yaptı, ancak anlaşmalara dair bir ayrıntı paylaşmadı.

Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile Pekin'de yaptığı ve "çok başarılı" ve "unutulmaz" olarak nitelendirdiği iki günlük görüşmelerin ardından Washington'a dönüyor.

Çin basınına göre Şi bu ziyareti "tarihi ve dönüm noktası" şeklinde nitelendirdi.

Ortak basın toplantısında iki lider İran, ticaret ve "başka birçok konunun daha görüşüldüğünü" kaydetti.

Trump, ziyaretinin ikinci gününde Çin yönetimi ile "harika ticaret anlaşmaları yaptıklarına" dair mesajlar vermişti.

Bu anlaşmalara ilişkin henüz bir ayrıntı yok.

Çin devlet medyası da iki liderin yeni uzlaşmalara vardığını aktardı ancak detay vermedi.

Şi ve Trump ziyaretin ikinci gününde öğle yemeğinde Zhongnanhai'de görüştü.

Beyaz Saray, bu komplekse sadece az sayıda gazetecinin girmesine izin verildiğini açıkladı.

Ziyaretin ikinci gününde Fox News'tan Sean Hannity'ye verdiği röportajı yayımlanan Trump, görüşmelerde Şi'nin İran'a askeri teçhizat göndermeme sözü verdiğini söyledi.

Trump "Ancak [Şi] aynı zamanda, oradan [İran'dan] çok fazla petrol aldıklarını ve bunu sürdürmek istediklerini söyledi" dedi.

Trump, Çin'in ABD'den petrol ve 200 Boeing uçağı satın almayı kabul ettiğini de belirtti.

Pekin yönetiminden bu konularda bir doğrulama gelmedi.

Ancak Ortadoğu'daki çatışmaya son vermek için "yorulmadan çalışıldığı" kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Mayıs 2026’da Washington'a dönüş için Air Force One uçağına binerken el sallıyor.

Kaynak, Brendan Smialowski / AFP / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, ABD Başkanı Donald Trump, Washington'a dönüş için Air Force One uçağına binerken (15 Mayıs 2026)

Çin devlet televizyonunda yer alan açıklamaya göre Pekin, "barış görüşmelerine daha fazla destek vermeyi ve kalıcı barışa ulaşmada yapıcı bir rol oynamayı" umduğunu kaydetti.

Bu açıklama Donald Trump'ın Fox News'a yaptığı, bir anlaşma konusunda İran'a karşı "daha fazla sabırlı olmayacağını" söylemesinin ardından yayınlandı.

Pekin'in Tahran yönetimiyle yakın ilişkileri bulunuyor.

Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı ve en büyük ticaret ortağı konumunda.

BBC'nin Çin muhabiri Laura Bicker, Trump yönetiminin, Pekin'in bu etki gücünü kullanmasını ve Tahran'ı müzakere masasına getirmesini umduğunu aktardı.

Bicker'in aktarımına göre, Çin yönetimi ziyaret sırasındaki açıklamalarda ABD'yi İran konusunda doğrudan eleştirmekten özellikle kaçınıyor.

Şi: 'Tayvan, Çin-ABD ilişkilerinde en önemli mesele'

Çin'in ABD'ye Tayvan konusunda baskı uygulayıp uygulamayacağı da merak konusuydu.

Şi görüşmelerin son gününde, Tayvan'ı "Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli mesele" olarak nitelendirdi ve bu nedenle ABD ile olası bir "çatışma" konusunda uyarıda bulundu.

Şi, Tayvan'ın bağımsızlığının, Tayvan Boğazı'ndaki barış ile "bağdaşmadığını" söyledi.

Tayvan Dışişleri Bakanlığı ise 14 Mayıs'ta "bölgesel barış ve istikrar için tek riskin Pekin olduğu" yönünde bir açıklama ile bu sözlere yanıt verdi.

Bakanlık ayrıca bölgesel güvenlik ve refahı sağlamak için ABD ve diğer ülkelerle işbirliğini sürdüreceğini ekledi.

Trump, ziyaret sırasında Tayvan ile ilgili görüşmenin detaylarına dair kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı.

BBC'nin Asya İş Dünyası Muhabiri Suranjana Tewari'ye göre, bu açıklamalar Pekin'in Tayvan'ı artık ABD ile ekonomik ilişkilerin önkoşulu olarak gördüğünü gösteriyor.